Gerede (Ulusu) Çayı, kirlilik nedeniyle yaşam mücadelesi verirken, Gerede Çayı Temiz Aksın Platformu kirliliğin önlenmesi için Bolu İdare Mahkemesine başvurdu. Başvuru esasa girilmeden reddedilmedi. 20 Mayıs 2025 tarihinde alınan ret kararı sonrasında platform dosyayı Ankara Bölge İdare Mahkemesine taşıdı.
Dosya yeniden incelenmek üzere Bolu İdare Bolu İdare Mahkemesinin, bilirkişi raporu istemeden dosyayı iptal ettiği belirten Gerede Çayı Temiz Aksın Platformu (GEÇTAP) Koordinatörü Mehmet Emin Aslan, “Dosya yeniden görülmesine rağmen mahkeme; bilirkişi incelemesi yaptırmadan, kirliliği ortaya koyan bilimsel raporlarımızı dikkate almadan ve yalnızca davalı idarelerin beyanlarına dayanarak davamızı ikinci kez reddetmiştir” dedi
Gerede Çayı Temiz Aksın Platformu (GEÇTAP) Koordinatörü Mehmet Emin Aslan açıklamasında “Gerede Çayı’ndaki kirliliğin önlenmesi amacıyla yürüttüğümüz hukuk mücadelesi kapsamında, 03.11.2024 tarihinde Bolu İdare Mahkemesi’nde dava açılmış; ancak 20 Mayıs 2025 tarihinde görülen duruşma sonunda talebimiz esasa girilmeden reddedilmiştir. Bu karar üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne yaptığımız itiraz kabul edilmiş ve dosya yeniden incelenmek üzere Bolu İdare Mahkemesi’ne gönderilmiştir. Dosya yeniden görülmesine rağmen mahkeme; bilirkişi incelemesi yaptırmadan, kirliliği ortaya koyan bilimsel raporlarımızı dikkate almadan ve yalnızca davalı idarelerin beyanlarına dayanarak davamızı ikinci kez reddetmiştir.” dedi
İTİRAZ DİLEKÇEMİZİ DANIŞTAY’A TAŞIDIK.
Aslan “Bolu İdare Mahkemesi’nin bu RET kararını
* Ankara Bölge İdare Mahkemesi 6. İD Dairesi’nin bozma kararına fiilen uymaması,
* Ret kararının eksik incelemeye dayanması,
* Bilimsel raporlarla ortaya konan ağır çevre tahribatının göz ardı edilmesi,
* Çevre hakkı, yaşam hakkı ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaması
nedenleriyle 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesi uyarınca BOZULMASI
Ayrıca, Gerede Çayı’nın ve bu çayla yaşayan köylerin, yalnızca kâğıt üzerinde değil, fiilen korunabilmesi için
* Danıştay’ca işin esasına girilerek zımni ret işleminin İPTALİNE, aksi halde, dosyanın yeniden ve bu kez tam bir inceleme yapılmak, keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi talebi ile dilekçemizi Danıştay’a sunduk.” dedi
VERİLEN RET KARARI KENDİ İÇİNDE ÇELİŞKİLİDİR.
Ret Kararında, kâğıt üzerinde kalan idari işlemler esas alınarak, idarenin sorumluluğunu yerine getirdiği, bu nedenle davanın reddi gerektiği ifade edilmekte olduğunu belirten Aslan “Bu gerekçe; kendi içinde ağır bir çelişki taşımaktadır. Bir yandan çayda canlı yaşamının kalmadığı, ekosistemin geri dönülmez şekilde bozulduğu, kirliliğin halk sağlığını tehdit ettiği kabul edilmekte; GEÇTAP Bilimsel Raporuna atıfta bulunulmakta diğer yandan aynı idarenin bugüne kadarki tedbirleri yeterli görülmektedir.
Mahkeme, “kirlilik fiilen devam ediyor mu?, İdarenin aldığı tedbirler bu kirliliği gideriyor mu?” sorusuna net bir yanıt vermemiş, yalnızca idarenin işlem yapmış olmasını yeterli görmüştür.
Çevre hukukunda önemli olan kâğıt üzerindeki işlemler değil kirliliğin fiilen sona ermesidir. Somut olayda Gerede Çayı’ndaki kirliliğin devam ettiği, çayın cansızlaştığı, köylülerin kokudan evlerine giremediği bizzat dosya kapsamıyla sabittir. Buna rağmen davanın reddi, hakikatin hukuken inkârı anlamına gelmektedir.
Gerede Organize Sanayi Bölgesi’nde yıllar içinde üretim kapasitesi sürekli artmış, faaliyet gösteren fabrika sayısı yaklaşık üç katına çıkmıştır. Ancak sanayi büyürken Gerede Çayı’ndaki kirlilik artarak devam etmiştir. Çayın rengi, kokusu ve ekolojik durumu, alınan önlemlerin yeterli olmadığını açıkça göstermektedir.
İdarenin çevreyi koruma yükümlülüğünü yerine getirmemesi; Çevre Kanunu, SKKY ve OSB mevzuatına aykırı davranılması; “yerindelik denetimi” perdesi altında “hukuka uygunluk denetiminden” kaçınılması; ayrıca köylülerin yaşam, sağlık ve çevre hakları yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmamış olması, davanın üst mahkemece yeniden bozulması için yeterli sebepler oluşturmaktadır.” dedi
ADALETİ ARIYORUZ
Çevreyi ve vatandaşın yaşam hakkını görmezden gelen bu tür kararlar, toplumun adalet duygusunu zedelemekte ve hukuka olan güveni aşındırmaktadır diyen Aslan, “Bugün; çevre mücadelemizin 1103., hukuk mücadelemizin ise 473. günüdür.
Doğayı, suyu, toprağı, ölen canlı yaşamını, insan sağlığını ve adaleti önemseyen hâkimler ve savcıların var olduğuna inanıyor; doğru ve adil karar vereceklerine dair umudumuzu koruyoruz.ADALAETİ BULACAĞIZ.”


KARABÜK ÜNİVERSİTESİ GENÇ TEMA TOPLULUĞUNA İKİ ÖDÜL BİRDEN
DOĞA İLE BAŞBAŞA KALMAK İSTEYENLER İÇİN FIRSAT
KADINLARIN EL EMEĞİ ÇOCUKLARI SEVİNDİRDİ
TGK AİLESİ KOCAELİ’NDE BİR ARAYA GELDİ…
GENÇLER SAHNEDE: SES YARIŞMASI İL FİNALLERİ BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ
